Aleviliği Aleviler “Alevilik; Allah, Muhammet, Ali Yolu’dur” şeklinde tarif etmektedirler. Bu tarif Alevilik bir mezhep mi yoksa tarikat mıdır? sorusunu akıllara getirmektedir. Mezhep ve tarikat Arapça kökenli kelimelerdir. Mezhep “gidilen yol” şeklinde tercüme edilmektedir. Tarikatın kelime anlamı ise “yol” demektir. Aleviler bunu veciz bir şekilde dile getirerek, “Biz mezhep bilmeyiz, yolumuz vardır” demektedirler. Peki yol’dan kastedilen nedir? Bu bağlamda Fatiha Suresinde geçen “Sırat-al müstakim” ifadesi “Yol” kavramını açıklamada önemli bir unsur olacaktır. Zira Sırat-al müstakim “dosdoğru yol” anlamına gelmektedir. Bu bağlamda kendilerini İslam’ı en doğru anlayan ve yaşayan topluluk olarak gören Aleviler, Aleviliği de İslam’ın en doğru yorum tarzı olarak görmektedirler. Ayrıca Alevilik İslam içinde ortaya çıkan diğer gruplar karşısında “fırka-i Naciye” (kurtuluşa eren fırka) olarak takdim edilmektedir.
AABF İnanç kurulunun önerisi doğrultusunda ilk olarak 1998’de tanımlanan ve 2004 yılında da onaylanan tanıma göre “Alevilik; Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan, temelinde insan sevgisi bulunan, her dine, mezhebe, inanca saygı duyan ve hoşgörüyle bakan, dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen, eline, beline, diline sahip olma ilkelerini şart koşan, ve bunu Musahiplik kurumu ile gerçekleştiren, gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi ihtiyaçlarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu reddeden, İslam Dini’ni kendine göre -Sünni inancının dışında- yorumlayan; aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş, İnsan-ı Kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, korkuyu aşıp sevgiyle tanrıya yönelen, En-el Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinden Vahdet-i Vücut’a (Varlık Birliği) varan, edep ve ahlaklılığı yaşamının temeline koyan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, kişinin ahlak ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, dini biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batıni özelliği ile evrimleştiren, akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cem’inden alınan ilhamla yürüten canların inanç sistemidir.” Şeklinde tarif edilmiştir. Bu tarif Aleviliğin İslam’la olan ilişkisini belgelemekte hem de İslam içre diğer mezhep ve tarikatlarla olan farkını ortaya koymaktadır.