Arapça kökenli olan “hikmet” kelimesi; felsefe, adalet, ilim, hilim, Peygamberlik, Kur’an-ı Kerim, İncil, veciz söz anlamlarına gelmektedir. Amel ve bilgi bütünleşmesinden meydana gelen ilim anlamında kullanılmaktadır. İnsanın, gücü oranında, dış âlemdeki (afâktaki) nesnelerin hakikatinin olduğunu bilip, ona göre hareket etmesinden bahseden ilme, hikmet denilmektedir. Bu ilim, tabiî, riyazî ve ilâhî olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. Söz ve davranıştaki isabet, olanı olduğu gibi bilmek de hikmet olarak değerlendirilir. Hikmet, Allah’ın bir ordusu olup, onunla, veli kullarının kalplerini güçlendirir. Türk tasavvuf geleneğinde, tasavvufî şiirlere de hikmet denilmektedir. Ahmed Yesevî’nin “Dîvan-ı Hikmet’i bu tarz isimlendirmeye güzel bir örnektir. Kuran-ı Kerim’in Bakara Suresinde “Kime hikmet verildi ise, ona çok hayır bahşedilmiştir” denilmektedir. (Bakara / 269).
Hikmet konusunda Kaygusuz Abdal şunları söyler:
Âdemde olmuş keşf-ü kerâmet
Gönül içinde sır gözünde hikmet
Ademde keşif ve kerâmet olmuştur
Günlün içindeki sır gözünde hikmet
İlm ü hikmet ile aça gözüni
İnsân oldur bile kendüzini
İlim ve hikmetle açsın gözünü
İnsan bunlarla kendsini bilendir