Kategoriler

Akyazılı Sultân Bektaşi Tekkesi

Bulgaristan’daki en önemli Bektaşî tekkelerinden biridir. Balçık-Varna arasındadır. Tekke içinde Hafız Halil Baba olarak da bilinen Akyazılı Sultân Baba’nın türbesi vardır. Bu türbe Hıristiyanlar tarafından Aya Atanaş olarak da kabul edilmektedir Akyazılı Sultân Tekkesi, Tekkeköy (Obroçişte)’de XVI. yüzyılda Akyazılı Sultân tarafından kurulmuştur. (Çibik, 2017) Prof. Semavi Eyice tekkeyi ziyaret ederek 1967 de resimlerle birlikte elli sayfa tutan bir monografi yayınlamış, tır. Burada: araştırmacılara Akyazılı’nın şahsiyeti ve tekkenin tarihi hüviyeti konusunda yararlanacakları değerli bilgiler vermişlerdir). Kubbesi kurşunla örtülü olan türbe binası usta bir işçilik gösteren kesme taşlardan inşa edilmiş muhteşem bir yapıdır. Esas türbeye; türbeden daha alçak bir giriş mekânından girilmektedir. Burası kare plânlı olup üzerinde ufak bir kubbesi vardır. Tahfif kemeri ile çevrelenmiş kapısı klasik Türk mimarisinin güzel bir örneğidir. Söveleri beyaz mermerdendir. Kemer kısmı ile kesme beyaz mermer ile kırmızı taşlardan meydana gelmiş bir taç gibidir. Tahfif kemeri ile kapı kemeri arasında etrafı kırmızı taştan kuşakla çevrilmiş bir dikdörtgen kitâbe yeri varsa da yazısı yoktur. Rumeli’de pek çok mimari abidenin kitâbeleri işgal kuvvetleri tarafından sökülerek ülkelerine götürülmüşlerdir. Yine tahfif kemerinin sağ ve sol üst köşesinde bulunan iki rozet taşının yeri de boş durmaktadır. Kapının tamamı dikdörtgen bir silme ile çevrilerek etkili bir görünüm meydana getirilmiştir. Bu giriş mahallinin içinde sağ tarafta bir dolap, sol tarafta ise mermer söveli bir pencere yer almaktadır. Buradan türbeye açılan kapı, kırmızı taştan söveleri ve taşkın silmeleri ile dış kapıdan daha da süslü ve gösterişlidir. Sekiz metre çapında olan türbe yedi köşeli plân ile Türk mimari sanatında tek örnek ve özelliktir. Bu özellik yedi sayısından kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi 3, 5, 7, 9, 12, 40 gibi sayılar Bektaşîlikte kutsal sayılardır.
Tekke binası; yol tarafında, yüz metre kadar ilerde sol tarafta bulunuyor. Harabe halindedir. Fakat bu harabe vaktiyle burada yükselen mimari abideyi düşünmemize hayal etmemize bir mani teşkil etmemektedir. Burada da türbede olduğu gibi kesme taştan ustalıklı bir işçilik görülüyor. Taşların renklerindeki ton farkları ayrı bir özellik. Burası da plân olarak türbenin bir benzeri. Yalnız ebatlar büyütülmüş. Türbede olan sekiz metrelik çap burada yirmi metreyi bulmuştur. Giriş mekânının ön tarafında ortada bir kapısı ve iki yanında birer pencere bulunmaktadır. Yan duvarlarda ise karşılıklı ikişer pencere ve iki pencere arasında içeride birer dolap yer almaktadır. Giriş mekânı esas bina inşa edildikten sonra eklenmiş fakat iki bina arasında üslup farkı olmadığından, bu ekin fazla bir zaman farkı ile yapılmadığı tahmin edilebilir. Meydana açılan cümle kapısı, Kûfeki taşından işlenmiş nefis bir işçiliktir. Çerçeveyi meydana getiren silmeler ve ileri taşarak kapı nişini meydana getiren kemer en uygun ölçüler içinde uygulanmıştır. Kapı nişi içinde yayan kemerli kapı açıklığı yerini almıştır. Türbe kapısında olduğu gibi buranın da kitâbe ve rozet yuvaları boştur. Meydana giriş duvarının iç tarafında kapının sağ ve solunda birer dolap nişi bulunuyor. Karşılıklı her iki duvarda birbirinin benzeri olan dikdörtgen silmeli kemerli dört pencere vardır. Ön cephenin sağ ve sol duvarlarında da birer dolap görülüyor. Taban döşemesi tamamen bozulmuştur. Bu nedenle Evliya Çelebi’nin bildirdiği ne mermer ne döşeme ne seki ve ne de ortadaki şadırvan kalmıştır. Ocak sivri kemerli ve tuğladan yapılmış, cümle kapısının karşısında duvar kalınlığı içinde dışarı taşmış olarak yer almıştır. Büyüklüğü hemen dikkati çekiyor. Evliya Çelebi iki araba odun aldığını yazmıştır ki, mübalağa etmemiştir. Ocağın sol tarafında derinliği ve genişliği 27 santim yerden yukarı uzanan yekpare taştan oyulmuş üstünde tacı bulunan uzun bir yuva bulunmaktadır. Burası Çırağı Ali ismiyle anılan büyük mumun konulduğu bir yer olabileceği gibi, kutsal olan kepçenin de muhafaza edilmesine yarayabilir. Mahya hattını teşkil eden kornişin tamamına yakın bir kısmı sökülmüş veya yıkılmış kalan kısımlar bacanın sağ ve sol tarafında görülmektedir. Minare gibi görünen taş bacanın bir kısmı duvar üzerine bir kısmı da poligonun ucundaki yarım dairenin üzerine oturtulmuştur. Külah kısmı ise tamamen yıkılmış yukarıdan aşağı çatlaklar oluşmuştur. Yedi cepheli gövde yine yedi cepheli papucun zarif bileziği üzerine oturmaktadır. Evliya Çelebi, “Pîr hazretlerinin asrından beri ocak ateşi sönmeyip yemek ve lokmaları devamlıdır. Çünkü adamlardan ve evkâftan gelirleri çoktur”, demektedir.

Kaynaklar ve bibliyografya

Soyyer, Yılmaz. 2019. Hünkâr Ansiklopedik Bektaşîlik Sözlüğü. 1. Baskı. Istanbul: Post Yayın. S. 34-36

Makaleyi beğendiniz mi?
Gönderiyi paylaş
Tarihinde güncellendi 29. Aralık 2023

Feedback

Ihre Meinung ist uns wichtig! Nutzen Sie unser Feedback-Formular, um uns Ihre Gedanken und Anregungen mitzuteilen.

Geri bildirim

Görüşleriniz bizim için önemli! Düşüncelerinizi ve önerilerinizi bize bildirmek için geri bildirim formumuzu kullanın.

Konu isteği

Alevilikle ilgili hangi konuların ilginizi çektiğini bize bildirin. Konu önerileri için formumuzu kullanın!