Kategoriler

Hadîkatü’s-Süedâ

Hadîkatü’s-Süedâ Alevilerce yedi ulu ozandan biri olarak kabul edilen Fuzulî’nin “maktel” tarzında ve mesnevî türünde kaleme almış bulunduğu Türkçe eseridir. Kerbelâ katliamını anlatan mesnevî türündeki bu eser, bütün diğer tarikatlarla birlikte Bektaşîliği ve Kızılbaş zümreleri derinden etkilemiştir. Bilhassa Muharrem ayında Bektaşî tekkelerinde, Kızılbaş Ocakları’nda ve diğer Alevî tarikatlarının dergâhlarında bu eser okunmuştur.

Hicri takvime göre 10 Muharrem 61 / Miladi 10 Ekim 680’de, İmam Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi ile Emevî hükümdarı Yezid kuvvetleri arasında cereyan eden Kerbelâ savaşı, İslâm tarihinin en önemli olaylarından birisidir. İmam Hüseyin ve taraftarlarının şehadetiyle sonuçlanan bu savaş, cereyan ettiği günlerden itibaren Müslümanlar arasında derin tesir bırakmış, günümüze kadar devam eden dinî, siyasî olayların başlangıcı olmuştur. Kerbelâ vakası siyaset bakış noktasından değerlendirilirken, bu olayda öldürülen İmam Hüseyin, özellikle Kerbelâ’da gösterdiği metanet ve yiğitlik dolayısıyla İslâm âleminde çok sevilmiş, yüceltilmiştir. Şehadetinin hikâyesi, sözlü kültür ortamında nesilden nesile aktarılırken, hakkında manzum ve mensur pek çok eser meydana getirilmiştir. Kerbelâ vakası anlatılmaya devam edilirken hem olayın cereyan şekline hem de İmam Hüseyin’e olağanüstü nitelikler atfedilmiş, böylece tarihî bir olay, efsanevî niteliğe bürünürken, tarihî bir şahsiyet olan İmam Hüseyin de olağanüstü özelliklere sahip menkıbevî bir hüviyet kazanmıştır. Tarihî olay, ilk yazılı kayıtlardan itibaren tarih kitaplarında, “maktel” adı verilen tarihî-edebî eserlerde bu menkıbevî özelliklerle yer almış; zamanla yeni olayların ve farklı yorumların getirdiği yeni unsurlarla zenginleşerek şaheserlere konu olmuştur.

Hadikatü’s-Süedâ hacim itibariyle Fuzûlî’nin en büyük eseri ve İranlı yazar Hüseyin Vaiz Kâşifî’nin Ravzatü’ş-şüheda’sının Türkçeye serbest çevirisidir. Her iki eser genellikte mensur olsa da bütün sayfaları yer yer manzum kısımlarla süslenmiştir. Hadikatü’s-süeda eserindeki manzum kısımların Hüseyin Vaiz Kâşifî’nin Ravzatü’ş-şüheda’daki manzumelerle kıyaslanması sonucunda ilk defa olarak böyle bir kanaate varılmıştır ki, Fuzûlî’nin çevirisindeki şiirlerin hepsi onun özgün şiirleri değildir. Onların bir kısmı Ravzatü’s-Şühedâ’dan aynen alınmış, bir kısmı tercüme edilmiş, bir kısmıysa nazire olarak kaleme alınmıştır.

Kaynaklar ve bibliyografya

Ahmet Yılmaz Soyyer, Hünkâr Ansiklopedik Bektaşîlik Sözlüğü, Post Yayın, 1. Baskı, Istanbul, 2019 S. 200-201

Makaleyi beğendiniz mi?
Gönderiyi paylaş
Tarihinde güncellendi 19. Aralık 2024

Feedback

Ihre Meinung ist uns wichtig! Nutzen Sie unser Feedback-Formular, um uns Ihre Gedanken und Anregungen mitzuteilen.

Geri bildirim

Görüşleriniz bizim için önemli! Düşüncelerinizi ve önerilerinizi bize bildirmek için geri bildirim formumuzu kullanın.

Konu isteği

Alevilikle ilgili hangi konuların ilginizi çektiğini bize bildirin. Konu önerileri için formumuzu kullanın!