Haşim Baba Tekkesi, İstanbul Üsküdar İlçesine bağlı İnadiye semtinde, Tavaşî Hasan Ağa Mahallesinin eski adı Menzilhane Yokuşu olan şimdiki Gündoğumu Caddesinde idi. Kaynaklarda Haşim Baba Tekkesi’nin adı Şeyh Yusuf Efendi, Bandırmalı, İnadiye ve Haşim Baba Tekkesi şeklinde de geçmektedir Celvetîliğe bağlı Haşimîlik kolunun merkez tekkesi olarak faaliyet göstermiştir. Tekke 1145 / 1732’de Celvetî Şeyhi Yusuf Nizameddin Efendi (ö. 1752) adına Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. İlk postnişîni Yusuf Nizameddin Efendi, Celvetîliğe mensup Bandırmalı Hamid Efendinin (ö. 1726) oğludur.
Tophaneli Veliyüddin Efendi’ye (ö. 1697) intisap etmiş ve Aziz Mahmud Hüdaî Asitanesi Şeyhi Erzincanlı Mustafa Efendi’den (ö. 1711) hilafet almıştır. 20 yıl bu tekkede Celvetî meşihatını yürüten Nizameddin Efendi’nin büyük oğlu Hamid Efendi (ö. 1758), tarikata bağlı Selamî Ali Efendi Tekkesi’nde şeyhlik yapmış, küçük oğlu Mustafa Haşim Efendi (ö. 1782) ise babasının vefatından sonra ikinci postnişin olarak tekke meşihatını üstlenmiştir.
Mustafa Haşim Efendi, Celvetîlikten koparak, kendi adıyla anılan Haşimîlik kolunun kurucusudur.
Başlangıçta bir Celvetî şubesi iken zamanla bağımsız bir kola dönüşen bu tarikat, Celvetîlik ile Bektaşîlik arasında şekillenen ve Haşim Efendi’nin ayrıca intisap ettiği Melamîlik etkisi altında kişiliğini bulan bir tasavvuf yolu olarak dikkati çeker.
Haşim Baba, Bektaşîliğe Mısır’daki Kaygusuz Abdal Tekkesi Şeyhi Hasan Baba’dan (ö. 1756) nasip alarak intisap etmiştir. Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba’nın postnişînlik döneminde (1759-1783) Hacı Bektaş Âsitanesi’ne giderek burada 4 yıl kadar Dedebabalık yapmış ise de bir kısım Bektaşîler tarafından kabul görmemiştir. Fakat buna rağmen yakın çevresinde Hasan Baba ve Hacı Bektaş Asitanesi “Mihman Evi” babası Selim Baba (ö. 1782) gibi dönemin ünlü Bektaşîleri bulunmuştur. İstanbul’da Bektaşîliği temsilen Dedebaba vekili olarak da görev yapan Haşim Efendi’nin ayrıca bir Melamî erkânı kurduğu ve bazı Melamî- Hamzavî zümrelerince “Kutup” olarak tanındığı da bilinmektedir.
1732-1782 arasında tekke iki önemli tamir görmüştür. Bunlardan ilki Yusuf Nizameddin Efendi’nin şeyhliği döneminde Kâmil Ahmed Paşa tarafından tekke bünyesinde kendisi için bir türbe inşası vesilesiyle yaptırılmıştır. İkincisi ise 1755’te Haşim Efendi’nin meşihatına rastlayan, Sadrazam Şehlâgöz Ahmed Paşa’nın maddi desteğiyle gerçekleştirilmiş tamirdir. Bunu daha sonra Abdullah Paşa’nın yaptırdığı bir diğer tamir izlemiştir.
Tekkenin son postnişîni Yusuf Fahir Baba’dır (Ataer) (ö. 1967). Cumhuriyet döneminin tanınmış Bektaşîlerinden olan Yusuf Fahir Baba, Haşim Efendi ailesine mensup bulunup Mir’atü’t-Turuk ve Mecmua-i Tekâyâ gibi kitaplarıyla tanınan Bandırmalızade Ahmed Münib Efendi’nin oğludur.
Gerek Ahmed Münib Efendi gerekse Yusuf Fahir Baba, Kadıköy’de bir Sa’dî merkezi olarak kurulan Abdülbâki Efendi Tekkesinden) postnişînlik yaparak Haşimî meşihatını temsil etmişlerdir.
Haşim Efendi Tekkesi, Cumhuriyet döneminde kaderine terk edilmiş, 1930’da cami-tevhidhanesi çökmüş, 1942’de ise kalan kısımların da yanmasıyla günümüze yapıdan hiçbir iz kalmamıştır.