Saltuknâme sade nesrin en güzel örneklerindendir. Sarı Saltuk isimlir Türk-İslam kahramanının menkâbevi hayatını sürükleyici bir dille anlatır. Eserde çok ender olarak klişeleşmiş inşa dili örneklerine rastlanırsa da aslında dil çok akıcıdır. Üslup ve anlatım olarak Dede Korkut Kitabı’nı ve Âşık Paşa-zâde’nin Tevârîh-i Âl-i Osman’ını andırır. Dinî-destânî bir eserdir. Türünün diğer örnekleri olan Battal-nâme, Hamza-nâme, Ebû Müslim-nâme, Dânişmend-nâme, menkâbe türünden Hacı Bektaş ve Otman Baba velayet-nâmeleri gibi eserlerle ortak yönleri çoktur. Dinleyicisi, eseri niçin yazdığını kitabın sonunda anlatır. Bu kısımda, eserin yedi yılda yazıldığını, Ebu’l-Hayr-ı Rûmî’nin Saltık’a ait rivayetleri il il dolaşarak tesbit ettiğini ve Cem Sultân’ın bu menâkıbı Hamza-nâme’ye tercih ettiğini öğrenmekteyiz. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile savaşmak üzere sefere çıkan (1473) Fatih tarafından, Edirne’de görevlendirilen Sultân Cem’in isteğiyle, Ebu’l-Hayr, o bölgede yaygın olan Sarı Saltuk menkâbelerini toplamıştır. Yazılış tarihi, Abdülbâki Gölpınarlı tarafından 1474-1480 arasında bir tarih olarak tesbit edilmiştir. Eser bir hayli hacimli olup 3 ciltten oluşmaktadır. Saltuknâme, sadece edebiyat tarihçisi değil, aynı zamanda folklorcu, tarihçi, filolog, antropolog için de bir kaynak olma hüviyetindedir.