Hacı Bektaş Veli’den eğitim alıp, ona hizmet eden isimlerden biri olan Güvenç Abdal, Alevi ve Bektaşiler arasında önemli bir yere sahiptir. 13. yüzyılda tarihsel kimliğini Hacı Bektaş Velî ile ifade eden bu düşünce geleneği vardır. Bu düşünce geleneği, Hacı Bektaş Velî ile hareket eden onlarca tarihsel kişilik tarafından temsil edilir. Hacı Bektaş Velî Velâyetnamesi’nde adı geçen Tapduk Emre, Yunus Emre, Karadonlu Can Baba, Sarı Saltuk, Ahi Evren, Karacaahmet Sultân, Kolu Açık Hacim Sultân, Seyyid Cemâl Sultân gibi birçok Türkmen dedesi Anadolu’nun hatta Balkanların dört bir yanında bu felsefenin temellenmesini sağlamıştır. Hacı Bektaş Velî ile adı anılan Türkmen dedelerinin en önemlilerinden biri de Güvenç Abdal’dır. Güvenç Abdal, Hacı Bektaş Velî Velâyetnamesi’nde, tasavvufi bir menkıbede adı geçen, tanınan bir Alevi-Bektaşî erenidir. Hacı Bektaş Velî Velâyetnamesi’nde Güvenç Abdal’ın adı, Alevi-Bektaşî inanç terminolojisinde ve metin literatüründe sıklıkla işlenen şeyhlik, müritlik, muhiblik, âşıklık kavramlarının betimlendiği felsefî bir menkıbe ile anılır.
Genç Abdal, Bektaşî inançlarına göre Güvenç Abdal’dır. Yine Genç Abdal mahlasını taşıyan şiirler de onundur. Söylenceye dayanan bu bilgiler kuşkusuz tarihsel kesinlik taşımaz. Bir Genç Abdal daha vardır ancak o 19. yüzyılda yaşamıştır. Sücaeddin tekkesine bağlıdır.
Güvenç Abdal adının halk ağzında Gene, Genç Abdal olarak evrilmesi de bir varsayımdır.
Güvenç Abdal’ın gerçek adı bilinmemektedir. Velayetname’de başından geçenler anlatıldığına göre, Hacı Bektaş döneminde ya da ona yakın bir dönemde, Güvenç adında bir Bektaşî büyüğünün yaşadığı açıktır. Günümüze ulaşmış bulunan Güvenç Abdal ve Gene Abdal mahlaslı şiirlerin ona ait olup olmadığı karanlıkta kalır. Zira Gene Abdal’a maledilen şiirlerin dili oldukça yenidir.
Eldeki en eski bilgiler Hacı Bektaş Velî’ye atfedilen “Velâyetname” adlı eserde yer almaktadır. Bektaşî itikadına kaynaklık teşkil eden bu eserin Hacı Bektaş Velî’den yaklaşık iki asır sonra Sultân II. Bayezid (1480-1512) devrinde Firdevs-i Rûmî tarafından kaleme alındığı ve muhtevasının da destansı rivayetlere dayandırıldığı bilinen bir husustur. Velâyetname’ye konu olan şahsiyetler ve onların etrafında geliştirilen olayların tamamı kuşkusuz birer hayal ürünü değildir. Ancak bunların abartılı ve mitolojiye bulanmış kahramanlık hikâyelerinden derleme olduğunu da unutmamak gerekir. Velâyetnamedeki kıssanın özeti de şudur: Hacı Bektaş Velî, hizmetinde bulunan Güvenç Abdal’dan bir sarrafta bulunan nezrini gidip almasını istemiş. Güvenç Abdal da nereye gideceğini ve nezri kimden alacağını sormaya fırsat bulamadan kendini Hindistan’ın Delhi kentinde bulmuştur. Sarraf onun Hacı Bektaş Velî tarafından gönderildiğini fark etmiş ve Hacı Bektaş Velî hatırına ona bin altın yerine üç bin altın vermiştir. Güvenç Abdal bu şehirde rastladığı bir kıza âşık olmuş ve altınları sayesinde ikna ettiği kızla cinsel ilişkiye girmek üzere iken şeyhi Hacı Bektaş’ın bir kerameti (tokadı) ile kötü niyetinden vazgeçmiştir. Sonra yine kendisini bu Hintli kızla birlikte Hacı Bektaş Velî’nin huzurunda bulmuştur. Hakkında ısrarla tevatür üretilen Güvenç Abdal’dan bahseden Velâyetname’deki kıssa bundan ibarettir. Velâyetname’nin yukarıda işaret etiğimiz muhteva mantığına uygun tarzda sunulan Güvenç Abdal hikâyesi, görüldüğü gibi tam anlamıyla mitolojiye bürünmüş durumdadır.
Güvenç Abdal’ın, Hacı Bektaş Veli’yle çağdaş olup olmadığına dair kesin bir şey söylemek oldukça zordur. Sersem Abdal mahlasını taşıyan bir nefeste:
Genc Abdal’la Hacı Bektaş geldiler
Sarı Saltığı Rumeli’ne saldılar
Şükrolsun dertlere derman oldılar
Tavafin kabuldür Abdal dediler
Şeklinde bir dörtlüğüne rastlanmaktadır. Genç Abdal, halk tarafından Güvenç Abdal sözünün kısaltılmasıdır. Bir nefes, rivayete göre 1551 de Hacı Bektaş tekkesinde Dedebaba olup 1569-1570’e kadar bu hizmette bulunan ve bu tarihte ölen Sersem Ali Baba’nınsa Güvenç Abdal’ın XVI. yüzyıla kadar unutulmadığını anlarız” der. Güvenç Abdal, özellikle Bektaşîler arasında saygıyla anılan bir kişiliğe sahiptir.
Sekâhum sırrını söyleme sakın
Sakla kulum beni saklayım seni
Cevher- i zâtını keşfetme sakın
Sakla kulum beni saklayım seni
Sakın sekâhum sırrını söyleme
Sırrı saklarsan seni muhafaza ederim
Zatının cevherini açıklam sakın
Sırrı saklarsan seni muhafaza ederim
…
Elde ayağında dilde gözünde
Hakkına razı ol her bir sözünde
Canından içeri kendi özünde
Allah bir Muhammed Ali aşkına
Dizilmiş katara gerçekler pîrler
Hakk’ın emri ile Hakk’a giderler
Hakikat sımnı söyleme derler
Allah bir Muhammed Ali aşkına
(Özmen 1998, 1998, I, s. 437)